En Sıcak Konular

3. SAVAŞ : ZİHİNSEL SOYKIRIM

4 Mayıs 2012 09:37 tsi
3. SAVAŞ : ZİHİNSEL SOYKIRIM Bilinçaltı laboratuarları bu yeni savaşın komuta merkezi. Medya yoluyla beyinler formatlanıyor. Mesajlarla milyonlar sokaklara dökülüyor. Dünyanın sahipleri değişiyor.

ZİHİNSEL SAVAŞ

Bu yeni savaş öncekilere benzemiyor, medyada ve zihinlerde yaşanıyor. Üniformasız sivil kuvvetler ekranlarda savaşıyor. Kalemi kuvvetli, ağzı laf yapan akademik askerler ön cephede. İnsan beyninin uçsuz bucaksız kıvrımları, kıyasıya çatışmaların yaşandığı yeni savaş alanı. Barış içinde cereyan eden bu zihinsel savaşta herkes sivil kamuflaj içinde, kim dost kim düşman belli değil. Hoca kılığına girmiş gizli kardinaller, yeni çağın Lawrensleri, bugün dini yıkıyor. Şeytan sürekli aldatıyor, çünkü misyonu bu.

Asırlardır uykuda olan toplumlar, gelen mesajlarla birden uyanıp kışı yaşamadan bahar istiyor. Soykırım yasaları, 100 yıl sonra birdenbire moda oluyor. Dünyada yönetimler birer birer düşüyor, meclisler, iktidarlar, anayasalar, liderler değişiyor. Dost ve müttefik denilenler önce kucaklanıyor sonra uçurumdan aşağı itiliyor. Dün dokunulamayanlar bugün yerlerde sürünüyor. Tam bir altüst oluş yaşanıyor. Dünyanın sahipleri değişiyor, yeni bir dünya kuruluyor.

Değişimin formülü; çatışma ve kaosun zorladığı dönüşüm. Ama nasıl? Gücün istediği şekilde. Nerede değişim olacaksa, öncelikle orada çatışma ve kaos oluyor. Kriz, felaket, iç savaş, bölünme ve kıyamet korkusuyla toplumlar önce panik ve depresyona sokuluyor, sonra da kurtuluş ve çözüm olarak değişmesi isteniyor. Ama nasıl? Küresel iradenin istediği şekilde milli ve dini değerlerini terkedip, tüketim dinine geçmeye zorlanıyor. Bu amaçla, yaklaşan kıyamet senaryosu beyinlere işleniyor. Kirli bilgiyi süzen zihinsel filtreler bozulduğu için felaket korkusu ve tortusu zihinleri kaplıyor. Basılan yer kayıyor, tutulan kopuyor, aşağısı uçurum. Korku filmi gibi ama sürekli. Buna can mı dayanır? Depremler, tayfunlar, hortumlar, sel baskınları, salgınlar, göçler sürekli işleniyor. Gelecek diye anons edilen sosyal ve ekonomik depremleri bekleyen toplumun sinir sistemi bozuluyor. Toplumun bilinçaltı kodlarıyla oynanarak her çeşit şiddet körükleniyor. Kutsal değerlere yapılan hakaretlerle inananlar sokağa dökülürken bilinçli olarak İslam korkusu yaratılıyor

Terörle birlikte harekete geçen medyadaki terör timleri, zihinsel savaşla terörün etkisini milyon kat artırıyor. Sivil halkın zihnine atılan kin, intikam ve nifak tohumları bu savaşın karşı konulamaz yeni silahı. Stadlardan bayramlara kadar yayılan zihinsel terör yakıyor, yıkıyor, yok ediyor. İnternet ve medya yoluyla beyinler formatlanırken, cep telefonlarına gelen mesajlarla milyonlar sokaklara dökülüyor. Sosyal medyayı iyi kullanmayı becerenler ülkeleri sarsıyor, iktidarları alaşağı ediyor. Yeni yöntem : zihinsel darbe, olay beyinlerde bitiyor.

Zihinsel savaş, derin üniversitelerinin bilinçaltı laboratuvarlarından facebook tweeter gibi sosyal medyaya kadar yayılıyor. Milyarlarca insanın sosyal medyadaki masum gezinti ve kişisel bilgilerinden elde edilen bilinçaltı profilleri ekonomik krizden isyanlara, darbelerden iktidarları belirlemeye kadar sinsice kullanılıyor. İnsanların sevgi, şefkat, korku, tutku gibi kişisel özellikleri küresel hakimiyet savaşına meze yapılıyor. Bilinçaltı yöntemlerin kullanıldığı zihinsel savaştan habersiz ülkeler küresel iradenin oyuncağı olmuş, ne yapacağını bilemiyor. Sürekli değişen gündemin peşinden koşmaktan yorgun.

Zihnimize sürekli olarak felaket haberleri ve senaryoları yükleniyor. İnternetteki korsan örgütler bankaları boşaltıyor, kredi kartlarını yağmalıyor, bilgisayar sistemlerini çökertiyor. Saadet zincirleriyle aldatılan kitleler ve ülkeler şaşkın. ‘Yarın tüm bilgisayar sistemleri çökerse, taş devrine döneriz’ anonsuyla zihinler sarsılıyor. Wikileaks, Zeitgeist, Stratfor bu sinsi savaşın muharebe alanları. Taraflar birbirine gönderdikleri dosya ve filmlerle zihinleri allak bullak ediyor. 11 eylül’de başlayan bu savaşa, 99 depremi ve 2001 ekonomik krizi sonrası, en zayıf anımızda yakalandık.

Zihinsel savaş, bunlarla sınırlı değil. En sağlam inançlar, dini kurumlar ve örgütler bile, medya bombardımanıyla sarsılıyor. Dünyayı yöneten üst akıl asırlar önce İslam dünyasında şu zaafı farketti : Biat ve itaat zincirine bağlanan tarikat ve cemaatlerın üst aklı ele geçirebilirse milyonlarca inananı kendi çıkarları için kullanabilir, planlarını bu yolla uygulayarak İslam dünyasına hükmedebilirdi. Üç asırdır bu yolu sinsice deneyen üst aklın son deneyi, yeni biliçaltı kurgulama yöntemleri kullanarak iradesini biat ve itaat zincirine bağlayan insanlardan terör örgütleri devşirdiler. Zihinsel veya fiili olarak işgal ettikleri ülkelerin çocuklarını Haşhaşilere dönüştürdüler. El kaide budur. DAEŞ budur. FETÖ budur. 

 ÖZGÜRLÜK AKADEMİSİ ŞART 

Çağımızda sürdürülen zihinsel savaş, insanımızı vatan, millet, devlet ve insanlık düşmanı faaliyetlerin kölesi yapan yazılımları sinsice zihinlere yüklüyor. Bu yüzden suç makinasına dönüşen milyonlar sürekli kötülük üretiyor. Fetö, pkk ve benzeri örgütler bu zihinsel savaşın ordusu. Demek ki klasik eğitim kurumları, hain üreten sistemi önlemede yetersiz. Zihinlere milli ve yerli yazılımlar yüklenmediği ve zararlı yazılımlar önlenmediği için, meydanı boş bulan düşman kendi yazılımını kolayca yüklüyor. Milyarlarca lira hacadığımız eğitim kurumları ve Diyanet maalesef yetersiz ki Fetö ve benzeri örgütler milyonları zehirleyip heryeri sarmış. Demek ki akıl ve bilim olmazda para bir işe yaramıyor. 

Sağlıklı toplum için kötülük üreten bataklığı kurutan, iyilik, barış, adalet, özgürlük yazılımını zihinlere yükleyen Özgürlük Akademisi olmalı. Kötülük tohumları saçan örgütlerle mücadele bilim ve akılla olur. Hainleri KHK ile atmak veya hapisle izole etmek gerekli ama hain yazılımları kim nasıl silecek? Hainlik AİDS virüsü gibi hiçbir engel tanımadan hızlıca yayılıyor. Kötülük yazılımlarını silmeden, iyilik ve özgürlük yazılımları yüklemeden bunları topluma salıvermek en büyük kötülük. Zihinsel savaşın milyonlarca kurbanı özgürlük akademisinin eğitiminden geçmeden işimiz zor. Daha ne bekliyoruz?  

İnsanı özgürleştirme hedefi olan İslamın, toplumu biat ve itaat zinciriyle modern robotlara dönüştüren zihinsel kölelik sistemiyle istismar edilmesi yüzünden, İslam alemi kan revan içinde acımasız şekilde sömürülüyor. Toplumu korumakla yükümlü aydın ve bilim dünyamız ile din adamlarımızın, bu zihinsel yazılımdan kurtulamadığını görüyoruz. Bu yüzden bilim ve teknolojik yönden geri kaldık ve oligarşik üst akla teslim olduk. 

İngiliz başbakanı Churchillin dediği gibi, İslam alemini kaos ve çatışmaya sokmanın, geri bırakmanın yolu bir avuç din ajanıyla İslamı dejenere etmekten geçiyor. Asırlardır küresel şeytanın yaptığı bu. Bu yüzden 2 milyara yakın İslam alemi perişan ve din bezirganlarının elinde oyuncak olmuş, kan revan içinde. Bu yöntemle ülkemizi işgal etmek isteyen sömürgeci güçlere karşı, bu mekanizmayı anlamadan önlem almaya çalışıyoruz. Toplumu zihinsel yönden esir almaya çalışan zihinsel algı savaşının inceliklerini bilmeden, bu savaşı kazanmak mümkün değildir. Fetö orduyu, emniyeti, akademiyi nasıl sinsice ele geçirdiyse küresel medya da sinsice zihnimizi ele geçiriyor. Üst akıl dini kurum ve örgütleri ele geçirmek için, paralel yapı dışında bir sürü geometrik örgütü kullanıyor.

Asırlardır sürdürülen zihinsel savaşın hedefi : İslamı tahrif ve tahrip ile inananları saptırmak, İslamı insanlık nezdinde lekelemek. Bu hareket taa... başından beri planlı bir harekettir. Bunları bilinçli olarak kasten ve ısrarla yapıyorlar. Bu hain saldırılara karşı İslamın temiz inancını korumanın yolu, asırlardır şeytanın hurafe ve yalanlarla yaptığı kirliliği virüs taramasından geçirmek yani güncellemekten geçiyor. Değişen dünyanın sorunları karşısında çözümleri de bu yolla güncellemek gerekiyor. Diyanet ve akademi güncelleme görevini yapmadığı için boşluğu tahrif çeteleri dolduruyor. Güncelleme ; değişen dünyanın sorunlarının yeni bilimsel gelişmeler ışığında çözümü için İslam alimlerinin kafa yormasıdır. Yoksa ki İslamın ve Kuranın değiştirilmesi yani reform hareketi değildir. İslam alimleri yeni sorunlara yeni çözümleri tabii ki bilimsel kongrelerde tartışıp önerilerini topluma sunacaktır. Diyanet ve ilahiyat yani akademi konuyu bilimsel platformlarda tartışmadığı ve bireysel düzeyde takıldıkları için meydan, İslamı tahrif amacıyla yanıp tutuşan örgütlü ve sistemli çalışan küresel şeytana kalıyor. Bunlar da İslam alemini kaosa sokmak için bir taraftan yalan, uydurma ve hurafelerle İslam inancı tahrif ediyor. Diğer taraftan da, İslami reform ve  light İslam operasyonuyla İslamın temiz inancını değiştirmek için çalışıyor. Tahrif eden de, tahrifi bahane edip İslama saldıran da üst aklın piyonları. Görevleri, İbrani ve Vahhabi yorumlarla İslamı çağdışı göstermek, dünyayı ve müslümanları İslamdan tiksindirmek. Hedefleri uydurdukları yeni dünya dininin alt yapısı inşa etmek.

Bu zihinsel savaşın hedefi, kadın haklarını çiğneyen, sübyancılığa kapı açan ahlak dışı yorumlarla İslamı aşağılamak. Uydurma yalanlarla İslamı yobaz dini göstermek. İşid, Fetö gibi terör örgütleri bu anlayışın eseri. Biri radikal öbürü light. Nabza göre şerbet. İslamı karalamak için şeytana her yol mübah. Fetö diskalfiye olunca, kriptolar diğer cemaat ve tarikatlar içine sızarak yeni nifak ve fitne cephesi oluşturuyor. Önce tiyatro yazılıyor, sonra birlikte oynuyorlar : Bir grup şarlatan İslamı karalamak için saçma sapan bir laf ediyor. Medyadaki uzantıları da bu saçmalıkları İslama bağlayarak inanç ve değerlerimize saldırıyor. Bu tiyatroyu oynayanların görevleri inananlar arasında fitne çıkarmak ve toplumu bilim ve teknoloji yerine abuk subuk konularla meşgul etmek. İslam aleminin bilim ve teknolojide geri kalması bunların görevi ve bunların eseri. Zihinsel savaşa dönüşen din ajanlarının algı operasyonu yüzünden kadına ve çoçuklara şiddet ve cinsel saldırılar artmaktadır. Bu artış tesadüf değil, din ajanlarının planlı operasyonu sonucudur.

Düşmanın oyununu bozacak Zihinsel Savaş Merkezi, algı savaşından habersiz ülkeler için meçhul. Her çeşit medyadan geometrik yapılara kadar hangi yöntem ve örgütler kullanılırsa kullanılsın, toplumun iradesini esir almaya çalışan, özgürlük ve bağımsızlığımızı tehdit eden her türlü şeytani planı önleyecek kurum, Milli Algı Kurumudur. Zihinsel savaş Merkezi kurulmalıdır. Yoksa altımızdan halıyı çekecekler, ruhumuz duymayacak. Zihinsel savaş, Milli güvenlik sorunudur. Ezberci, teste dayalı fetöcü eğitim, insanımızı sorun çözmekten aciz düşünemeyen robotlara dönüştürüyor. Toplumu zihinsel köleliğe formatlayan gayri milli fetöcü eğitimden, acilen Milli eğitime geçmeliyiz. Sorun zihinsel özgürlük ve bağımsızlık sorunu, çözüm ise bilim, teknoloji ve akıl oyunu.  Zihinsel özgürlüğü sağlamadan, bilimsel ve teknolojik yöntemleri kullanmadan zihnimizi ve inancımızı koruyamayız. 

ZİHİNSEL SAVAŞ HER ALANDA 

En şiddetli muharebeler ekonomi alanında yaşanıyor. Faiz, borsa, altın, döviz ve kur savaşları, küresel iradenin spekülasyonuyla ülkeleri soyup soğana çeviriyor. Para basmanın kibarcası ucu açık parasal genişleme oldu. Yani bas basabildiğin kadar. Ekonomik ambargolar, direnen ülkeleri hizaya getirmek için. Dünya ekonomik krizle sallanıyor. Dünün zengin ülkeleri bugün iflasın eşiğinde. AB, sömürge ve ekonomik alanlarını kaybederken dağılıyor. ABD, AB dahil bütün ülkeler borçlu, alacaklıları kimse bilmiyor. Tayfuna yakalanan uçak ve gemilerin safra attığı gibi, ülkeler eskiye ait ne varsa atarak değişime zorlanıyor.

Biriken dolar dağlarını eritmek için çıkarılan dijital paralar dünyanın birikimini iç ediyor. Trilyonlarca dolar için artık kanlı savaşlara ve işgallere gerek yok. Bir enter tuşuyla gelsin paralar. Bir taşla iki kuş : Hem doların patlaması önleniyor, hem de Bitcoin ile dünyanın serveti toplanıyor. Yaklaşan krizde borsadan çıkan dolarlar, önce dijitale sonra tekrar borsaya girecek. Başarının yolu, zihinsel savaşla yapılan algı yönetimi. Başarı, yapılan yazılıma bağlı. Milyarlarca insanı aldatmanın yolu algı savaşı.

Sadece ekonomi değil, yaşam alanlarımız da daralıyor. Ölmeden girdiğimiz çok katlı beton mezarlar şehirleri işgal ederken, AVM’ler tüketim tanrısının kabesi oluyor. İnsanı ve dünyayı tüketen bu yeni dinin elçisi medya, putları markalar, müridleri ise tüketim kabesinin hacıları. Böcek özlü kahvesinin lezzetini tavaf eden ve  devre-mülk gökdelenin tepesinden Kabe'yi minnacık gören yeni tip hacılar türüyor. Kutsal mekanları ve şehirleri kuşatan çağımızın putları, eski yunan tanrılarının marka isimleri, bu yeni insan tipinin gözdesi. Marka isimler dev gökdelenlerden mağazalara kadar her yerde hazır ve nazır. Bu yeni putların isimleri Türkçe olsa ne yazar? Zina ve binanın çoğaldığı, şeytanın farklı zevk ve tadlarla insanları aldattığı modern putperestlik çağına giriyoruz. 

Tüm hayatımız kameralarla izleniyor. Kredi kartları, cep telefonu, internet küresel gözün bilgisi ve kontrolü altında. Yaşadığımız hayat, sanki büyük gözün senaryosu. Özgürlüğün para ve güce devredildiği bu dünyada, zihnimize yüklenen sanal bir hayatı yaşıyor gibi yapıyoruz. Aslında yaşadığımız dış dünyanın bitmek bilmeyen istekleri... Seçeneklerin listesi önceden hafıza kartımıza işleniyor, biz de güya özgür seçimler yapıyoruz. Bunun neresi özgürlük? Gereksiz bilgiyi moloz gibi zihinlere boşaltan eğitim ve medya yüzünden beyinler enkaz altında can çekişiyor. Bilimsel mandacılığa göre formatlanan beyinler sorun çözemiyor, başkasından medet umuyor. Çağımızda milletleri köleleştirmenin en kestirme yolu bu.

HEDEF : ZİHİNSEL KAOS

İnançları bile sarsan bu zihinsel savaşla beyinler çözülüyor. Bilgi bombardımanı altında toplum ne yapacağını bilemiyor. Derin tarihi geçmişi olan milletler bile gözlerine far tutulmuş tavşanlar gibi şaşırmış ve çaresiz. Milletleri köklerinden koparan zihinsel soykırımla bütün tarihi değerler biçiliyor. Osman Gazi’den Fatih’e, Muhteşem Süleyman’dan Atatürk’e yapılan saldırılar sebepsiz değil. Şaşalı dizilerle, filmlerle, tarih sohbetleriyle, ‘gerçekler gizli kalmasın’ plağı eşliğinde sinsice beyinler yıkanıyor. Kadın kız peşinden koşan, zevk-i safa içinde yaşayan, halkı ezen, kardeş ve evlat katili vahşiler algısıyla ecdadımız kötüleniyor. Tarihe ve medeniyete yön vermiş bir milletin  tarihine olan saygı ve sevgisi yok ediliyor.

Tarihimizi küçümseyen, aşağılayan, kötüleyen bu saldırıların amacı, ‘insanı yaşat ki devletin yaşasın’ anlayışını dünyaya egemen kılan bir milleti köklerinden koparıp süpürmek. İslam alemine ve tükenen, çürüyen dünyaya umut olan inanç ve kültürümüzü kötüleyip, lider olacak milletmizin önünü kesmek. Milyarlarca dolar bunun için harcanıyor. Dev prodüksiyonlar bunun için yapılıyor. Zihinleri tarümar eden bu savaşın askerleri bir düzine yönetmen, senarist, tarihçi, araştırmacı, yazar, çizer, bilim adamı. Her çeşit entrika, kumpas, kehanet Türkiye’nin bölünmesi, çökmesi, yıkılması üzerine kurulu. Yazılan, çizilen, söylenen yalanların amacı zihinleri çelmek, ümitsizlik aşılamak, moral bozmak. 

Doğrudan beynimize saldırıyorlar, farkında değiliz. Tüm değerler siliniyor, beynimiz biçimlendiriliyor, bilgisayarımıza yeni programlar yükleniyor. Bizi biz yapan değerler elden giderken habersiz seyrediyoruz. Beş duyumuz ve zihnimiz gizlice ele geçiriliyor. Sonuçta algımız giderek değişiyor, dünyayı artık bu pencereden görüyoruz. Bizi yanıltarak irademizi ele geçirmeye çalışan bu karanlık savaş uyutuyor, aldatıyor ve tüm değerlerimizi yok ediyor. Görmemiz istenenleri görüyor, yapmamız istenenleri yapıyor, sinsi bir savaşın kurbanı oluyoruz. Yaşamsal sorunlarda bile beyinler donmuş, insanlar boş boş bakıyor. Her çeşit zihinsel aldatma sonucu dostu düşman, düşmanı da dost görmeye başlıyor, kendimizden bile şüpheye düşüyoruz. Sanki zaman tünelinde aklımız ve dimağımız kayboluyor. Akıl tutulması işte bu! Bilinçaltına gönderilen sinyallerle körpe beyinler yıkanıyor, geleceğin küresel robotları hazırlanıyor. İnsan ve toplumun yaşam tarzını kurgulamanın en kestirme yolu bu.

Eğitim ve medyanın eseri; kendi değerlerinden habersiz, dizi filmlerde gördüğünü taklit eden saygısız, bilgisiz, boş beyinli tipler giderek artıyor. Zihinsel soykırım işte bu. İnsan beynini ve yaşam tarzını kurgulayan kültürel salgın, sessiz ve derinden bulaşıyor. İnsan beynine en yoğun bilgi girişinin olduğu ortamlar; eğitim kurumları, medya, internet ve eğlence mekanları bu salgının yayılma yerleri. Çünkü bu virüs eğitim, öğretim ve medya yoluyla zihinlere kolayca nüfuz ediyor. Öncelikle aydın, sanatçı, toplum önderleri ve bilim adamları seçiliyor. Stratejik beyinlerin sessiz ve derinden ele geçirilmesi, her çeşit işgalden daha kolay ve etkili bir yöntem.

TV kanalları adeta uçak gemisi olmuş, toplumun algısını bombalayan haberler, diziler, programlar uçak ve helikopter gibi birbiri ardına sortiler yapıyor. Kıtalararası balistik füzelerin yerini uzaklardan gönderilen toplumu sarsan önemli dosyalar almış. Makyajlı ve süslü kuvvetler, bilgi verirken bütün yetenekleriyle zihnimizi ele geçiriyor. 

TV kanallarına konuşlanmış sivil kuvvetler, bildiklerimizi tersyüz eden dosyalarla beyinleri haşat ediyor. Devlet, hukuk, ekonomi ve sağlık alanındaki algılar tamamen değişiyor. Asırlardır düzgün ve tutarlı yaşayan bir toplum, bu hızlı değişimi kaldıramıyor. Gece gündüz yapılan bombardımanlar sonucu olup biteni şaşkınlıkla izliyoruz. Sanki hızlı trene binmiş gibi asırlık değişimleri sanal alemde bir anda yaşıyoruz.

Bu savaşın en etkili silahı medya. Planlanan davranış modeli, toplumun bilinç altına binlerce kere işlenerek tüm değerler ve bilgiler alt üst ediliyor. Yüklenen dosyalar, algı ve yaşantıyı yeniden formatlıyor. Algıyı ele geçiren, algı sahibine ait herşeyi ele geçirmiş oluyor. Ülkeleri işgal etmeye veya varlıklarını satın almaya bile gerek yok. Sahibinin algısını etkilemeniz yeterli.

Uzaktan kumanda elimizde, ekran karşısında hipnotize oluyoruz. Morfinli diziler ve reklamlar toplumun bilinçaltını uyuşturuyor, teslim alıyor. Bağımlılık artarken özgürlükler kayboluyor. Algıyı yöneten toplumu esir alıyor. Kanlı ve acımasız savaşlar, kıyamet sahneleri, soygun, hırsızlık, kapkaç, tecavüz ve insanlık dışı ne varsa hepsi, sıradan olaylar gibi zihinlere işleniyor. Amaç, insanlık vicdanını yok ederek vahşet dolu kötü bir dünyaya ve kötülük yapmaya alıştırma. Kötülük normalize ediliyor. Toplumsal şiddetin asıl nedeni bu. Bu yüzden dünyadaki vahşeti film gibi izliyoruz. Beyinlere kazınan algı aynı: kötülük o kadar da kötü değil, hayatın parçası. Kötülük dünyasında kötülerle ve kötülüklerle yaşamaya alışmalıyız. Kötülük bulaşıcı hastalık gibi hızla yayılıyor. Kötülük dünyasına hoşgeldiniz. 

Borcu için böbreğini satanlar, ailesini dövenler, doktorunu öldürenler… Çocukla evlenme, tecavüz, her çeşit ahlaksızlık ve sapıklık normalize ediliyor. Nasıl yaşayacağımızdan, hangi markayı alacağımıza kadar her şey zihnimize yüklenirken, kirlenmiş akvaryumda biz kimin hayatını yaşıyoruz? Kaybolan bize ait yaşam nerede?

Artık her türlü kriz ve çelişki beklenir ve normal karşılanır oldu. İnsanlar, vahşeti seyrederken afiyetle yemeğini yiyor. Sigaraya yapılan kamuflaj tecavüze, vahşete neden yapılmıyor? Bilinçaltına yüklenen vahşi batının şiddet programları yerine, karıncayı bile incitmeyen kültürümüzü yüklemek gerekiyor ama aydınımız, çağdaş uygarlık diye sorun yaratan anlayışta çözüm arıyor, ondan medet umuyor. Beyin nakli nasıl yapılır?

HEDEF : MODERN PUTPERESTLİK

İnsanlık alemi, hangi inanca sahip olursa olsun yaşam tarzı olarak pazarlanan bu Piyasa dinine göre yeniden formatlanıyor. Yaşam tarzını sinsice beyinlere tebliğ eden medyatik liderler piyasa dininin elçileri, en ücra yerlere kadar nüfuz eden 350 küresel şirket melekleri, herkesin sürekli tavaf ettiği gökdelenler ve AVM’ler ise, yeni dinin kabesi ve tapınakları olarak gerçek hayatta yerini alıyor. Renkli camdan el sallayan yakışıklı ve güzelleri sahte cennetin hurileri olarak hizmet ediyor. Kredi kartları, piyasa tanrısının rahmetini sürekli dağıtırken, borsa, faiz, dövizden oluşan şeytan üçgeni ödül ve cezanın dağıtıldığı sistem olarak yerini alıyor. Gerçek hayatta insanlar şeytanın modern putlarına tapınmaya mahkum. Tesbih edilen yeni putlar; borsa, faiz, döviz ve para. İnsanlık aleminin binlerce yıl sonra geldiği yer, işte bu modern putperestlik.

Bu küresel proje kapsamında, asırlardır hüküm süren dinlerin altı oyuluyor. Bu amaçla devşirilen sözde din adamları, şeytani yöntemlerle ve sinsice inançların temellerini sarsıyor. İnananlar arasına şüphe, nifak ve fitne tohumları serpiliyor. Klasik dinler yerine pazarlanacak Holistik piyasa dinine uygun ortam hazırlanıyor. Küresel şeytan, bu yeni dine inananlara tanrı payesi ve cennetin anahtarlarını veriyor. Günah haram ve cehennemin olmadığı bu yeni dinde, bir şeyin olması için onu aklınızdan geçirmeniz yeterli. Zihinler önce karıştırılıyor, sonra inkarla siliniyor ve yerine quantum masalı yükleniyor.

Bu amaçla tüm dini değerler, inançlar ve kurallar özel imal edilen din ajanlarınca çelişkili hale getiriliyor, altüst ediliyor ve yok sayılıyor. Peygamberlerin Hazreti sıfatı bile bu amaçla yok ediliyor. Kelimeyi tevhid’den ‘Hz. Muhammed Allah’ın resulüdür’ gerçeği de bu kapsamda siliniyor. Şeytanın yeni oyunu bu. Peygamberleri sıradan postacı haline getirip devre dışı bırakmadan, yeni din nasıl pazarlanacak? Hz. İsa ve Hıristiyanlıkla ilgili çıkarılan şüphe ve fitnenin amacı da bu. Bir düzine devşirilmiş din ajanı, görevlerini sabah akşam aksatmadan yerine getiriyor ki, inananlar şaşırsın, şüpheye düşsün. Neye ve kime inanacağını bilemez hale gelsin. Zihinsel savaş, zihinleri haşat ediyor.

Bir anda piyasaya salınan Marksist din adamlarını da unutmayalım. Onların misyonu farklı : Dünyadaki küresel sömürüyü gizlemek ve sömürü altında inleyen müslümanları birbirine düşürmek. Küresel oligarşi yerine, İslami sermayeyi hedef göstermek. Sanki dünyayı yeni yeşeren Müslüman zenginler sömürüyor da bunlar onlara karşı savaş açmış. Küresel sermayeden ve asırlardır onun acımasız sömürüsünden tek kelime bahseden yok. Küresel sömürüye karşı müslümanlar nasıl mücadele etmeli, ondan da bahseden yok. Sömürüden bitap düşen ülkelerde, Müslümanlar sömürüden arta kalanları paylaşırsa sorunlar çözülürmüş.

Küresel sömürüyü kabule zorlayan ve çözümü fakirliği paylaşmakta gören bu plan, bir anda İslam ülkelerine dayatılıyor. Asırlardır İslam alemini sömüren oligarşiyi gizleyen ve halkı birbirine düşüren bundan daha şeytani bir plan var mıdır? Bilim ve teknoloji üretimine başlayan İslami sermaye birikimini yok etme planı, küresel proje. Adamlar sermeyenin el değiştirmesini ve teknolojik amaçlı kullanılmasını önlemek için canla başla çalışıyor. Bilim ve teknolojide atılım olmazsa, zulüm ve sömürüden kurtulmak mümkün değil ama bu konuda tek kelime eden yok. Batının sömürüsü, bizi öbür dünya ile oyalayan, şüphe ve nifak sokan din ajanları sayesinde, bu oyunu görelim.

Bilimsel ve belgesel kıvamında programlarla inançlar sarsılıyor. Güya dinler, peygamberler, medeniyet hatta insanoğlu yıldızlardan gelen uzaylıların eseriymiş. Vizyona giren yeni masalın adı : Darwin tutmadı, Uzaylı teorisi verelim. Esir alınan beyinler düşünemiyor : En yakın yıldızın dünyaya uzaklığı 70.000 ışık yılı. Her şeye kadir Allah’a inanmak yerine uzaylı putların izini aramak : modern putperestlik. İslamın özgürleştirdiği insanı tekrar uzaylı putların esiri yapma girişimi, Kabe’den şehirlere kadar her yeri kuşatıyor. İlkel insanın taptığı uzaylı putların marka isimleri her yerde hazır ve nazır. Putperestliği yeniden dirilten savaşın hedefi ebedi kölelik, silahı ise tüketim. İnançlar ve bütün değerler tüketiliyor.

Nükleer Kıyameti takiben uzaydan kurtarıcı mehdi gelecek kurgusuna zihinler hazırlanıyor. Uzaylı amcaların holistik dinini pazarlamanın yeni yolu bu. Reklam edilen güya bilimsel - belgesel programların tekrar tekrar yayınlanmasının nedeni, düpedüz beyin yıkama. Ehli kitabın tüm inançları kılıçtan geçiriliyor kimse farkında değil. İmana yönelen bu nükleer saldırının hedefi, resmen zihinsel soykırım.

Bu amaçla kutsal dinlerin sinsice altı oyuluyor. Dinler, inançlar, sistemler birbirine karışıyor. Vahşi kapitalizm abdest alıp ihrama giriyor, sonra da mülkiyeti inkar ederek sosyalizme rahmet okutuyor. Günah sevap, helal haram birbirine karışıyor. Şüpheye düşen insanlar, kime ve neye inanacağını bilemiyor. Nuh tufanından On emirin saklandığı Ahid sandığına kadar bütün kutsal metinler uzaylı amcalara bağlanıyor. Yarın Cebrail’in de uzaylı olduğunu ima ederlerse şaşırmayın sinsice yapılan saldırılar nükleer boyutta yani imana yönelik. Her alana yayılan bu acayip savaş, küresel şeytanın uzaylı müridleriyle, konuya fransız ehli kitap arasında.

Planlı, programlı, dış kaynaklı kötülük tohumları ekiliyor. Hiçbir inançta olmayan netliğe sahip olan yüce dinimiz hakkında namazdan oruca, zekattan kurbana kadar çıkarılan fitnenin amacı da aynı: zihinleri bulandırıp insanları şüpheye düşürmek. Melekler kaç kanatlı? Adam başı kaç huri düşüyor? Zihinler bunlarla meşgul edilirken göz göre göre dini, milli, ahlaki değerler yok ediliyor. Bir taraftan birbirine zıt din adamları ve dini yayınlar, öbür taraftan morfinli diziler, reklamlar, filmler beynimizi perişan edip uyuştururken narkozun etkisiyle pelte gibi oluyoruz. Sıra kanlı kardeş kavgasını başlatacak altın vuruşa geliyor. Kanlı ve masraflı savaşlar son hamle.

HEDEF : ZİHİNSEL KÖLELİK

Zihinsel ve kültürel değerleri çökertilen toplumları birbirine düşürüp yıkmak batının uzmanlık alanı. Osmanlı böyle çökertildi. Afrika böyle sömürüldü. Bir avuç sözde aydın, tarihçi, siyasetçi, medyacı, bilim ve din adamı, bu kansız savaşın komutanı. Bilinçaltı laboratuarları bu yeni savaşın komuta merkezi. En ince noktasına kadar incelenen dini, milli, ahlaki değerlerin hassas sinir uçları belirleniyor ve konunun uzmanları operasyona başlıyor. Karikatürlerle, filmlerle yapılan saldırılar, bayrak ve yüce kitabımız Kuran'ı yakma provakasyonları hep aynı senaryonun parçası. İslam alemi, nifak tohumları sonucu kan revan içinde birbirini yok ederken, sömüren dünyanın neden burnu bile kanamıyor? Müslümanları terörist gibi gösterme girişimi ve ‘medeniyetler çatışması’ palavrası bu aşağılık savaşın hain planı.

Bu zihinsel savaşın hedefi toplumsal aklımızı esir alıp yönetmek. Bu savaşın kurbanları bilim ve teknoloji üretemiyor, hiçbir sorununu çözemez hale geliyor. Çağımızda asgari ücretli köleleştirmenin en kestirme yolu bu. Bu yüzden İslam alemi kan revan içinde birbirini yok ederken, batı dünyasında kimsenin burnu bile kanamıyor. Bu yüzden doğal kaynaklara sahip İslam aleminin üretimi bir İtalya kadar değil. Adamlar, bizi otla çöple, alternatif masallarla meşgul ederken milyarlarca dolarlık ilaç ve teknolojiyi bize satarak köşe oluyorlar. Akıl oyunu böyle oynanıyor. Bu oyunun amacı; yalan dizilerle, anlamsız tartışmalarla oyalanan toplumu reklamlarla tüketim çukuruna gömmek. İsrafı yasaklayan kültürümüzü vahşi batıyla tüketmek.

Yaşam tarzımızı kirleten, değerlerimizi çürüten ve her çeşit hastalığı üreten, işte bu zihinsel savaş. Bu kirli ortamda zihinsel, sosyal ve ruhsal sağlığı korumak imkansız. Sağlıktan ekonomiye her alanda devam eden bu savaşı idrak edemeyen toplumların, en değerli varlığı olan zihnini koruması çok zor. Bu savaşı bilmeyen millet ve devletlerin yaşama şansı yok. Bu savaşın galibi, insan beynine hükmedecektir. Bu karanlık savaşta teslimiyet kölelik, kaçmak ise imkansız. Bu savaşı; ya biz kazanacağız ve gerçek anlamda özgür olacağız, ya da ipleri dış dünyanın eline teslim edecek, paraya ve güce tapan, modern putperest köleler olacağız. Bu sinsi savaşı anlayan ve önlem alan Milli Algı Kurumu’na ihtiyaç duyuyoruz. Yoksa halimiz harap. Bir süre sonra nasıl bu hale düştük diye dövüneceğiz ama iş işten geçmiş olacak.

Kaynak : Yeşilçimen K: Hastalık Üreten Yaşam Tarzımız Nasıl Değişir. Hayy kitap



Bu haber 2,860 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,489 µs